Bilim ve Teknoloji 0

Soğuk algınlığı tarihe karışabilir


Tıp çağımızda bir hayli ileri seviyeye gelmiş durumda. Buna karşın bazı hastalıklara karşı halen çözüm bulunamamışken bazılarına karşı ise semptomatik tedaviden öteye geçilemiyor. İşte o rahatsızlıklardan birisi de soğuk algınlığı.

Soğuk algınlığı çoğumuz için sıcak bir şeyler içilerek atlatılan, kimimize göreyse annemizin yaptığı tavuk suyu çorbasıyla üstesinden gelinebilen bir durum. Buna karşın yaşlılar ve çocukların yanı sıra KOAH hastaları için de hayati tehlike arz eden bu rahatsızlığa karşı bilim adamları uzun bir süredir efektif bir tedavi yöntemi arayışı içindeler.

Aşılar ne kadar etkili?

 Bildiğiniz üzere gribe karşı önlem olarak aşılama yöntemine özellikle yaşlılar ve çocuklarda sıkça başvuruluyor. Öte yandan gribe sebep olan virüsün her yıl değişim geçirmesi nedeniyle aşının doğru suşlara karşı hazırlanması oldukça zor ki bu da bazen aşıların işlevsiz kalmasına neden oluyor. Ki aşıların neden olduğu yan etkiler de cabası.

Şu anki tedavinin temeli

 Bu arada grip tedavisi demişken önemli bir hususa değinmemiz yerinde olacaktır. Hali hazırdaki grip tedavisi yalnızca semptomatik düzeyde, yani doktorunuz size sadece ağrılarınızı, burun akıntınızı ve halsizliğinize iyi gelecek şeyler yazabilir.  

Gripte antibiyotikler neden etkisiz?

 Bunun sebebi ise soğuk algınlığının viral bir enfeksiyon olması ve şu an için etkili bir küratif tedavisinin (hastalığın nedenine yönelik tedavi) bulunmaması. Dolayısıyla antibiyotik aldığınız durumda 1 haftada iyileşebileceğiniz gibi antibiyotik almadığınız durumda ise 7 günde sağlığınıza kavuşabiliyorsunuz.   

Kökten çözüm

 Konuyu daha fazla dağıtmadan devam edelim. Imperial College London’dan bilim adamlarının yaptığı son çalışma da soruna kökten çözüm arayışının bir neticesi aslına bakacak olursak. Uzmanların çıkış yaptığı nokta ise etkene karşı uygulamalar geliştirmek yerine etkenin vücutta yer edinememesini sağlamak olmuş.
  Soğuk algınlığı virüslerinin çoğu vücudumuza girdiklerinde N-myristoyltransferase adı verilen ve protein sentezinden sorumlu enzimi ele geçirirler ki böylece kolayca replike olup korunmak adına kendilerine bir kapsid ürettirirler. 

İnsan vücudu dirençli hale getirilebilir

  Bilim adamlarıın geliştirdikleri IMP-1088 molekülü de tam bu aşamada devreye giriyor ve virüsün korunma kalkanı vazifesi gören kapsidini üretmesini engelliyor ki bireyler böylelikle gribe karşı direnç kazanmış oluyor.  Bu yöntem daha önce akla gelmedi mi diyecek olursanız, bilim adamları temelde aynı mantığa dayanan teknikleri daha önce de gelişmişler ancak bu yöntemler vücutta toksik etkiye sahip oldukları için fayda/zarar oranı gözetilerek uygulamaya alınmamış.

Hızlı sonuç alınabiliyor

 Buna karşın yeni tedavi tekniğininse yapılan testlere göre vücuda zararlı bir yanı yok. Hatta yeni çözümün güzel bir yanı da inhalasyon yolu ile uygulanabilmesi sayesinde erken dönemde de etkili olabilmesi.  Tabi şu an için labaratuar koşullarında test edilen tedavi yönteminin uygulamaya geçildiğinde ne tür sonuçlar vereceği belirsiz. Son olarak araştırmanın sahaya ne zaman ineceği henüz bilinmiyor ancak binlerce yıldır bekleyen insanlık bizce biraz daha bekleyebilir. Kaynakhttp://www.imperial.ac.uk/news/186270/molecule-that-acts-human-cells-might/

{blogmekani}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir